Ayfer Aksu: Zorunlu Açıklama

  • Bu yazıyı hiç yazmamış olmayı dilerdim… Ancak görmemezlikten geldiğim iftiralar o kadar çirkin boyutlara vardı ki, gerçeği tüm boyutlarıyla bilen dostlarımın hatırını kıramaz oldum. Sustum, çünkü mensubu bulunmaktan gurur duyduğum Ahıska Türkleri için yapacaklarım vardı. Susmamın nedeninin aldığım terbiye olduğunu birilerinin anlamasını beklemiyordum. Ancak her onurlu insan gibi benim de sabrım bir yere kadar…

    AHISKALI DOĞDUM AHISKALI ÖLECEĞİM

    93 Osmanlı-Rus harbinden sonra Ahıska’dan göç ederek Çıldır ve Cala’ya yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak 1961’de Kars’ta doğumdum. TRT Genel Müdürlüğü Dış Yayınlar Dairesi Haber Müdürlüğü’nden 1999’da emekli oldum. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibiyim.

    Yıllarca anneannem ve dedemden duyduklarımla içimde büyüttüğüm Ahıska özlemi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya’ya gitmem ve buradaki Ahıskalılarla kaynaşmamla daha da büyüdü. Eşimin görevi nedeniyle 1994-2001 yılları arasında Kazakistan’da (eski başkenti Almatı’da) yaşadım. 1997-1998′de Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) Kazakistan Koordinatörü olarak görev yaptım. Türk Dünyası ile ilgimi, eşim Nurettin Aksu ile hazırladığımız ve 1997 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan Türkçe-Kırgızca Sözlük’le pekiştirdim.

    Kazakistan’da yaşadığım sürede, 1944 yılında Stalin’in hayvan vagonlarına doldurularak bir gecede vatanlarından sürdüğü Ahıskalı soydaşlarımla her zaman iç içe oldum. Türkiye’de, hem Ahıskalı olduğunu söyleyip hem de Ahıskalıları küçümseyecek kadar kendini dev aynasında görenler benim kimliğimden şüphe etse de Kazakistan’daki bütün kardeşlerimiz ne olup ne olmadığıma şahittir.

    2002 -2006 yılları arasında yine eşimin görevi nedeniyle bu kez Kırgızistan’a gittim.  Bir yıl uluslararası Kırgız-Türk Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde yarı zamanlı dersler verdim. 2005 ihtilalinden sonra ülkenin en büyük alışveriş merkezinde halkla ilişkiler sorumlusu olarak çalıştım.

    DATÜB NASIL KURULDU?

    Ziyattin Kassanov’u Kazakistan’da iken gıyaben tanıyordum. Kendisiyle 2008 Mayıs ayındaki ASAM’ın toplantısında tanışma şerefine ulaştım. Projelerimi ayrıntılı olarak anlattım. Ahıska Türkleri için birlikte çok güzel şeyler yapabileceğimizi gördük. Kassanov, görüşmemiz sırasında Ankara’da bir ofis tutarak çalışmalara başlamam için bizzat  ‘emir’ verdi. Açık desteğini benden esirgemeyen Kassanov, “Ayfer Hanım, sana güveniyorum” dedi. Daha sonra Kasasanov, Ahıska dernekleri başkanlarıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyaret etti. Aynı günün akşamı dernek başkanları Angora Otel’de yeniden bir araya geldiler ve burada kurulacak yeni oluşumu tartıştılar. Toplantıda yeni bir örgüt kurulması kararı alındı ve bazı isimler belirlendi. Bu isimlerin arasında bazılarının iddia ettiği gibi “Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB)” yoktu. Mayıs 2008 tarihinde 28 kişinin katıldığı toplantının tutanağına göre, oluşuma, Kamal Karayev’in önerisiyle kısa adı ‘KSAT’ olan “Ahıska Türkleri Koordinasyon Konseyi” (Koordinatsionnıy Sovet  Ahıska Turok) adı verildi. Toplantının başkanlığını Ziyaettin Kassanov, sekreterliği de Süleyman Sarıyev yapıyordu. Yine tutanağa göre yeni kurulacak oluşumun adı ile ilgili öneriler şöyleydi:

    *Ahıska Türkleri / Murtaza Hocaoğlu’nun önerisi

    *Konfederasyon / Mevlüt Eşref’in önerisi

    *Ahıska Türkleri Koordinasyon Konseyi / İbrahim Burhanov’un önerisi

    *Ahıska Türkleri Koordinasyon Merkezi / Halit Muzafferoğlu’nun önerisi

    *Dünya Ahıska Türkleri Koordinasyon Merkezi / Kemal Beridze’nin önerisi

    *Ahıska Türkleri Milli Meclisi / Nazım Kadirov’un önerisi

    *Ahıska Türkleri Koordinasyon Konseyi / Kamal Karayev’in önerisi

    Görüldüğü gibi hiç kimseden “Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) önerisi gelmemişti.

    NASIL KURUCU OLDUM?

    ASAM toplantısı ve dernek başkanlarının bu toplantılarına katılmamakla birlikte her iki toplantıyı da yakından takip ettim. Yeni oluşumun kurulması ve adıyla ilgili önerilerin belirlendiği toplantının ardından sadece yurt dışından gelen dernek başkanlarını Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği olarak Gaziosmanpaşa’da bir kebapçıda akşam yemeğinde ağırladık. Yemekte dernek başkanlarının birleşme kararındaki samimiyetlerini gördüm. Ziyattin Kassanov burada bir konuşma yaptı, sorunlarının çokluğu ve ağırlığını anlattı. Ardından da Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği’nden de bir kişinin aralarında bulunmasını istedi. Dernek Başkanı Abdullah Buksur da, “Ayfer Hanım da Ahıska Türklerindendir ve yaşadığınız ülkeleri tanımaktadır” diyerek beni teklif etti. Yemekte ağırladığımız 12 konuğumuz, 13′üncü kişi olarak da beni yazdılar. Yemeğe katılan konuklarımız bu listeyi sunabilirler.

    Yeni kurulacak oluşumun adı burada da konuşuldu. Hatta Dünya Azerbaycanlılar Kongresi örnek alınarak Dünya Ahıska Türkleri Kongresi (DATK) ismi de önerildi. Ancak o dönemde gündemde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) çevresinde yaşanan gelişmeler dikkate alınarak bundan vazgeçildi.

    DATÜB’ün kurulması ile ilgili hazırlıkların tarafımdan yürütülmesi de burada kararlaştırıldı. Aradan yaklaşık 2 ay geçtikten sonra 3335 sayılı yasa çerçevesinde uluslararası bir birlik kurabileceğimizi duyurdum ve bunun üzerinde çalışmalara başladık.

    Tüzüğün hazırlanması, kurucular tarafından onaylanması DATÜB’ün kuruluşundaki ilk aşama. Burada, DATÜB kurucusu olacak derneklerin tüzükleri, dernek yönetim kurullarının karar almaları, bunların Türkçeye çevirileri için geçen süreyi de unutmamak gerek. Tüzük hazırlandı, kurucuların görüşleri alındı, itirazları çerçevesinde düzenlemeler yapıldı. Bunun için kurucuların bazıları Türkiye’ye geldi. Ben de Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’a gittim. Son olarak İstanbul’da toplanan kurucular Ceylan İntercontinental Otel’de tüzüğü imzaladılar. Ben kurucular arasında yer almak istemedim. Ancak Ziyattin Kassanov’un teklifi ve diğer kurucuların ısrarı üzerine kurucu oldum.

    Bu arada kuruculardan birinin işlerinin çokluğunu gerekçe göstererek otelden ayrılması üzerine bu kişi için hazırlanan bölüm açıkta kaldığı için eşim de kurucu listesine dahil edildi. Bana Başkanvekilliği ve işlemleri yürütme/takip etme yetkisi burada verildi, hem de noter onaylı vekaletnamelerle. Nihayet kurucular tarafından imzalanan DATÜB Tüzüğü ve gerekli belgeler 1 Şubat 2009 tarihinde Ankara Valiliği’ne teslim edildi. 13 Şubat 2009 tarihinde de Valilik Dernekler Müdürlüğü’nden arandım. Tüzükte bazı düzeltmeler yapılması ve bazı eksik belgelerin tamamlanması istendi. Bu işlemler de tamamlanarak Mart ayında Valiliğe teslim ettim. Bundan sonra ikinci aşama, soruşturma aşaması başladı. Bu süreçte Başkan Vekili olarak ve kurucuların bana verdiği yetki ile çalışmaları sürdürdüm.

    KASSANOV’UN MAAŞ ÖNERİSİNİ REDDETTİM

    Kim olduğunu bildiğiniz şahıslar bu işe para için girdiğimi bile iddia ettiler. Herkes karşısındakini kendisi gibi bilir. Ziyattin Kassanov daha başlangıçta “bu işleri yürütmek için ne kadar maaş istediğimi” sordu. Ben kabul etmedim. Nazım Kadirov da vardı. Kadirov, “Ayfer, kızım bir rakam söyle, bu işler para almadan yapılmaz” diye ısrar da etti. Ben bu işi para için yapmadığımı, DATÜB’ün kuruluşunun ardından da görevi bırakacağımı söyledim. Herhalde İsmail Ayan’ın “çok dürüsttür” diye kefil olduğu Nazım Kadirov bunu unutmamıştır. Kassanov’un da unutmadığına eminim.

    DATUB.ORG

    “Dünya Ahıska Türkleri Birliği” resmen kurulmamış olmakla birlikte faaliyetlerinin, kuruluş sürecinin duyurulması için “www.datub.org” alan adını DATÜB adına satın aldım. Görevimi sürdürdüğüm sürece siteyi güncelleme çabası içinde oldum. DATÜB’den ayrıldıktan aylar sonra kuruculardan Abbas Hamza beni arayarak siteyi neden kapattığımı sordu. Sitenin evraklarını istedi. Kendisine sitenin DATÜB adına alındığını, gerek alan adı için gerekse servis sağlayıcı için her yıl ödeme yapılması gerektiğini, ancak ben ayrıldıktan sonra kimsenin ilgilenmediğini, süresi bittiği için de yeniden satın alınması gerektiğini söyledim. Kendisini, siteyi hazırlayanlara yönlendirdim. 

    Yani burada benim www.datub.org sitesini iade etmemem söz konusu değil. Benim adıma olmayan ve kapanmış bir site için kimden, ne zaman ve nasıl para istemişim? Bu iddiada bulunanlar iddialarını ispatla yükümlüdür.

    DATÜB’DEN NEDEN VE NASIL AYRILDIM?

    2009 Sonbaharında Gürcistan’a dönüşün anlatılması ve formların doldurulması için Almatı’da bulunuyordum. Kasım ayında, kuruculardan birinin soruşturma sonucunun olumsuz geldiği ve bu ismin çıkarılması gerektiği bildirildi. Eşim tüzüğü getirdi, kurucular Almatı’da toplandı. Tüzük değiştirilerek imzalandı. Aynı gün akşam, Ziyattin Kassanov’un yanında çalışan bir kişi ile yaşanan tartışma tatsız boyutlara ulaştı ve Kassanov benimle çalışmayacağını söyledi. Yani konu birilerinin iddia ettiği gibi başarısızlık değil, iki kişi arasında yaşanan bir tartışmada Kassanov’un tercihi oldu. Ben de Kassanov’un tercihine saygı gösterdim. “Ayfer Aksu’yu DATÜB’den ayıran Genel Başkanın tercihidir” diyerek, oradan ayrıldım ve kaldığım otele geçtim. Belgeleri de Nazım Kadirov’a teslim ettim. Ertesi günü de eşimle Kırgızistan’a geçtik. O gece sabaha kadar çalışılarak tüzük yeniden imzaya hazır hale getirildiğini, benim ve eşimin kuruculuktan çıkarıldığımı Kırgızistan’da öğrendim.

    YASALARI ÖĞRENİN

    “Ayfer Aksu DATÜB’ü kurmada başarısız olduğu için görevden alındı” iddiasında bulunanlar sanıyorum, Türkiye’de dernek kurmak ile 3335 sayılı yasa çerçevesinde uluslar arası bir birlik kurmanın aynı prosedürle gerçekleştiğini düşünüyorlar. Bu yüzden önce bu konudaki süreci öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Hele bunu, uluslararası hukukçu olarak hem de akademisyen olan ve YÖK Denetleme Kurulu Başkanı pozisyonunda bulunan kişinin iyi bilmesi gerekir. Bana yönelttiği “başarısızlık” suçlaması aslında bu konudan ne derece habersiz olduğunu gösteriyor.

    Burada dikkatinizi çekmek istediğim konu şu; Dernekler, Valiliğe kuruluş başvurusunu yaparak “alındı belgesi”nin tarafınıza verilmesiyle kuruluyor. 3335 sayılı yasa çerçevesinde kurulan Uluslar arası birlikler ise ancak Bakanlar Kurulu kararıyla kurulabilir. Bakanlar Kurulu’na sunulmadan önce kurucularla ilgili gerekli soruşturmalar yapılır. Buna “güvenlik soruşturması” denilir. DATÜB’ün kurucularının farklı ülke vatandaşları olduğunu düşündüğünde bu soruşturmanın ne kadar sürebileceğini siz hesap edin.

    Her şeyi ile tamamlanmış, son noktaya gelmiş bir DATÜB’ü “Ben kurdum” diyerek kendinden önce bu konuda emek harcamış birine iftira atmak, işin kolay yolu olsa gerek. Birilerinin büyük bir başarı olarak göstermeye çalıştığı, DATÜB’ün Bakanlar Kurulu’nun onayından geçerek kurulması zaten normal prosedürü. Ama bundan habersiz olanlar, temelsiz açıklamalarını yeterli görüyorlar.

    NEDEN MARKAYI TESCİL ETTİRDİM?

    Evet, marka tescilini yaptırdım. Zaten bunu hiçbir zaman inkar etmedim ki.. Marka tescili yaptırmanın da bir prosedürü vardır. Bu prosedür çerçevesinde herkes, eğer uygun ise marka tescili yaptırabilir.

    DATÜB markasını tescil ettirmemin birkaç nedeni var; 

    *Ahıska halkının haklı davasını dünyaya anlatmaları için her şeyin kitabına uygun yapılması gerekiyordu. Özel hayatımızda hata yapma lüksümüz vardır. Ancak mevzubahis Ahıska olunca ne benim nede bir başkasının böyle bir lüksü yoktur, olamaz. Ancak ne yazık ki kendilerine taktıkları sıfatlar boylarından uzun olanlar markalaşmanın modern dünyada ne anlama geldiğini bilmeyecek ve bunu akıl edemeyecek kadar zavallılar.

    *Ahıska halkının çıkarları için markalaşmanın kesinlikle ve kesinlikle yapılması gerekiyordu, hem de bir an önce. Şöyle düşünün DATÜB markasını benim aldığım yasal yollardan bir Stalinist bile alabilirdi. Böyle bir şey olsaydı bunun vebali günahı kimin olurdu?

    *DATÜB markasını almam her yaptıkları işi hukuka uygun yaptıklarını iddia edenlere bir derstir. Markalaşmayı bile düşünemeyenlere bir ders.. DATÜB markasının sahibi ne benim nede bir başkası. Sahip, bizzat Ahıska halkıdır. Marka tescili yaptırırken de bunu düşünüyordum, halen de bu düşüncedeyim.

    *Bazı kişiler tarafından marka tescilini para sızdırmak için yaptığım iddiası ortaya atılıyor. Her zaman dediğim şeyi tekrar ilan ediyorum: Hak eden dürüst insanlar gelsin, marka tescil belgesini ellerimle teslim edeyim. 

    BELGELERİ ALIN

    DATÜB’den öyle veya böyle ayrılmış olabilirim. Ama sonuçta DATÜB’ün bütün bilgi ve belgeleri bende. Sadece siyasette değil hayatın her alanında yapılan bir uygulama vardır; “Devir teslim”. Ama bu DATÜB’de gerçekleşmedi. Çünkü ilgilileri her aradığımda “yok” oluyordu. Üzülerek ifade etmeliyim ki, koltuk heveslisi zat o kadar uğraşmasına rağmen o koltuğu dolduramadı. Güzel duygularla yola çıktığım, Ahıskalıların sorunlarının çözümünde mesafe kat etmesini beklediğim DATÜB, maalesef kibir küpü insanların egolarını tatmin etme merkezine dönüştü. Her ne kadar yaldızlanmaya çalışılsa da hedefinden uzaklaşmış, insanları tehdit etmeyi,  arkadaşlarına bile hakaret etmeyi meziyet bilenlerin eline kaldı.

    AHISKALILARIN LİDERİ KASSANOV’DUR

    Ancak birilerinin iddia ettiği gibi “marka başvurusu yaparken kendisini Ahıskalıların lideri” olarak bildirmiş yalanını söylemez. Demek ki bunu yazanlar, araştırma yaptıklarını iddia ettikleri halde yeterince araştırma yapmamışlar. Aslında okuyucularına verdiği internet adresinde çıkan bilgilerde de sade Ayfer Aksu adı geçiyor. Liderlik, sekreterlik, çaycılık veya profesörlük gibi bir şeyden bahsetmiyor. Bu iddialarda bulunanlar marka tescili başvurumda “Ahıskalıların lideri” olduğum beyanını nerede ve nasıl görmüşler acaba? Diğer yandan Ahıskalılar için bir ‘lider’ aramanın abesle iştigal olduğunu düşünüyorum. Lider ‘yoksa’ aranır… Ahıskalıların doğal lideri Kassanov olduğunu ilan etmek bile O’na haksızlık olur. Ancak Kassanov’un suskun kalmasının beni çok derinden yaraladığını da söylemeden geçemeyeceğim.

    DATÜB’Ü KAPATTIRABİLİRDİM

    DATÜB’ün Bakanlar Kurulu’ndan onaylanması 24 Haziran 2010. Peki DATÜB’ün sayın yetkilileri ne zaman tebellüğ etmişler. Aslında Valilikteki görevli adresi şaşırmış. Çünkü Temmuz ayında beni aradılar, “Ayfer Hanım, DATÜB Bakanlar Kurulu’ndan çıktı, tüzüğünüzü gelin alın” diye. Ben ayrıldığımı, evrakı alamayacağımı belirterek DATÜB’ün irtibat bilgilerini verdim. Ardından da Ziyattin Kassanov’a SMS gönderdim, evrakı almaları için. Kötü niyetli olsaydım, muhataplarımı oyalar, feshine yol açardım ve DATÜB de daha o sıralarda kapısına kilit vurmak zorunda kalırdı.

    Aslında herşeyden önce DATÜB’ün o çok değerli yetkilisi neden “devir-teslim”e hiç gerek görmemiş. DATÜB’ün kiracısı olduğu dairenin kontratında bile hala eşim “kefil” olarak bulunuyor.

    ÇAMUR AT İZİ KALSIN

    Marka için para istemişim, www.datub.org için para istemişim, çeşitli yollarla para sızdırma girişiminde bulunmuşum, şantaj yapmışım, dolandırıcılıkla suçlanıyorum…

    Bütün bunlar ispat edilmesi gereken ciddi ve ağır suçlamalar. İddiaları ortaya atanları altında ezecek kadar ağır hem de. Ben suçsuz olduğumu mu ispat etmem gerekiyor, yoksa iddia sahipleri iddialarının gerçek olduğunu mu? Kendilerini hukukçu sananların da çok iyi bildiği gibi iddia sahipleri belgelerini ortaya koymak zorundalar. Yoksa bunun anlamı en basitinden ‘iftira’ olur. Mehmet Akif’in dediğini gibi, “Yumuşak başlı isem kim dedi uysal konuyum”

    Tüm bu suçlamalara, medyada yer alan yalanlara cevap vermediysem, korkumdan değil, Ahıska davasının zarar görmemesi içindi.

    VELSEL VEYSEL’E HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

    İftira atmayı alışkanlık haline getiren Veysel Veysel’in ‘incilerinden’ bazılarını aktarıyorum. Kendisinden cevap beklemiyorum. Çünkü muhatap kabul etmiyorum. ‘Dili olan konuşuyor’ derler ya… Bakın işte DATÜB kimlerin elinde oyuncak olmuş. Hani nerde bunların belgesi, ispatı?

    *Ayfer Aksu, DATÜB adına web sayfasına ilişkin isteklerde bulunmayı denemiş bunda başarılı olamamıştır. Kendisinin DATÜB ile ilişkisinin gönüllülük ve Ahıska Türklerinin menfaatlerine hizmet gibi bir amaca dayanmadığı anlaşılmıştır.

    *Adı geçen kişi Ankara’da bulunan Türk Patent Enstitüsüne gizlice başvurarak “Dünya Ahıska Türkleri Birliği” ve “DATÜB” kısaltmasını kendi adına “marka” olarak yazdırmıştır. Başvurusunda kendisini Ahıskalıların lideri olarak tanıtmak gibi ilginç bir yola başvurmuştur.

    *Adı geçenin eğitim düzeyi veya birikimi konusunda kamuoyuna yansımış ya da bizim bildiğimiz her hangi bir bilgi yoktur. Bu nedenle nasıl olup da kendini lider olarak gördüğü tarafımızca merak edilmektedir!

    *Adı geçen kişi daha sonra Birliğimizden defalarca çeşitli anlaşılmaz taleplerde bulunulmuştur.

    *Birliğimiz, bu şahsa karşı “haksız marka tescilinin iptali” davası açmış bulunmaktadır. Davada hem haksız tescilin iptali hem de Ayfer Aksu’nun Birliğimizin dava nedeniyle yaptığı mahkeme masraflarını ve avukat ücretini ödemesi talep edilmiştir.

    *Ayrıca Ayfer Aksu hakkında Türk Ceza Kanunu 158/I maddesi uyarınca dernek adını kullanarak dolandırıcılık suçu işlediğinden bahisle Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

    *Anlayana anladığı dilden karşılık verileceğinden herkes emin olmalıdır. Ahıska Türklerinin onuru ve haklarını korumak için sonuna kadar mücadele edileceğinden kimse kuşku duymamalıdır! Fırsatçılığa geçit verilmeyecektir!

    BURHAN ÖZKOŞAR BURADAYIM. GÜCÜN YETİYORSA GEL BOĞ BENİ !

    DATÜB Genel Başkan Yardımcısı olan Burhan Özkoşar’ın şahsıma yönelik çirkin sözleri ile ilgili yasal süreci başlattığımı da burada açıkça ilan edeyim. Burhan Özkaşar, benimle ilgili şöyle diyor:  

    *Kendilerine yardım etmek için soyunan sözde yardımseverlere inanan Ahıskalılara bakın bu üçkağıtçı takımı ne yapıyor. Ahıskalılara yardım etmek için öne çıkanlar gerçekte Ahıskalıları kullanarak sırtlarına biniyorlar. Bu yetmezmiş gibi terbiyesizliğini devletin resmi kurumlarına başvurarak resmileştirme cüretinde bile bulunabiliyor.

    *Ankara’da bir Ahlaksız, küstah bunca Ahıskalıyı hiçe sayarak, sırtımıza bindiği yetmezmiş gibi, birileri “Yeter in milletin sırtından” deyince de açıkgözlülük yaparak gidip “Dünya Ahıska Türkleri Birliği” adını kendi üzerine patentliyor. Yani Ahıska Türkleri onun üretimiymiş gibi kendisine resmi bir pay çıkarıyor.

    *Yakında çıkıp biz Ahıskalıların adlarını bile bu tiplerin koyduğunu ve babalarımızdan isim hakkı tanzim etmeye kalkmalarını bile iddia etmelerine artık şaşmayalım.

    *Peki, bu devletimizin ilgili kurumuna ne demeli. Ahıska’nın bir vilayet olduğunu bilmiyor mu? Ahıska Türklerinin bir toplum, bir millet olduğunu bilmiyor mu? Dünya Ahıska Türkleri Birliği’nin bir sivil toplum kuruluşu olduğunu anlamıyor mu ki kalkıyor bu ahlaksıza patent veriyor…

    *Bu ahlaksızlara karşı tüm Ahıskalılar olarak top yekûn mücadele başlatarak savaş ilan etmeliyiz. Bizim adımıza sahiplenmeye varana kadar kanımızı emmek isteyen bu tîpîlere (kan emen) dur demeliyiz. Stalin, Beria silah zoruyla haklarımızı gasp etmişlerdir. Günümüzdeki tîpîper ise adımızı bile üstlerine papentliyerek hakkımızı gasp ediyorlar. Ne farkı kaldı ki…

    *Bunu yaparken şunu unutuyorlar galiba; artık Ahıska toplumu bilinçlendi ve güçlendi. Öyle gençlerimiz var ki sadece Türkiye’deki Ahıskalı gençler sizi gibi kan emici tîpîleri bir kaşık suda boğar.

    *Şimdi Ahıskalılara sesleniyorum; Bu kişiyi bularak teşhir etmeliyiz. Toplumun nazarında mahkûm etmeliyiz ki bir daha buna benzer ahlaksızlar çıkıp milletimizin sırtına binme cesareti gösteremezsin

    BU SORULARA CEVAP BEKLİYORUM:

    Hakkımda türlü dedikodular çıkartmayı, hakaret etmeyi marifet sayanlara birkaç sorum var. Cevap verebilecek yürekleri var mı merak ediyorum:

    *Dernek tüzüğü neden internet sitesinde yok? Bu nasıl şeffaflık?

    *Ahıskalı öğrencilere 30.000 dolar burs verdiklerini söylüyorsunuz. Kime, hangi kriterlere göre ne kadar burs verdiniz?

    *Ayda 2.500 dolar maaş aldığımı uydurdunuz. Belgesi nerde?

    *DATÜB’ün gelir gider cetveli neden bir sır?

    *DATÜB, Ahıskalıların oturma izinleri ve emeklilikleri konusunda somut olarak ne yaptı?

    *Ne zaman Ziyattin Kassanov’dan tescil için 15 bin dolar istedim? Şahidiniz kimler?

    *”Ahıskalıların adına” bana hakaret eden Burhan Özkoşar’a bu yetkiyi kim verdi?

    *DATÜB’ün adını kullanarak para topladığımı söylüyorsunuz. Belgesi nerde?

    *’Dolandırıcılık’ yaptığım için güya hakkımda suç duyurusunda bulunmuşsunuz. Suç duyurusunun tarihi ve sayısı nedir?

    SON BİRKAÇ SÖZ…

    Son olarak bana her zaman desteklerini esirgemeyen dernek başkanlarımıza teşekkür etmek istiyorum. At izinin it izine karıştığı çok zor bir süreçten geçiyoruz. Namertlerin sesinin gür çıktığı, çamur atmanın ve entrikanın ‘meziyet’ haline geldiği zor günler… Ancak başından beri kendime bir kardeş gibi yakın gördüğüm dernek başkanlarımız ve sevgili öğrencilerimiz hep varlıklarını hissettirdiler. Dostluklarını esirgemediler. Ben de onlara saygılı olmaya çalıştım. Eğer bilmeden kusurum olduysa en samimi duygularımla özür diliyorum.

    Ancak şunu bir kez daha açıkça ilan ediyorum ki iftiracı ayak takımına karşı mücadelem devam edecek. Beni yıldıramadınız ve asla yıldıramayacaksınız. Mahkeme sürecinin devam ettiği de göz önüne alındığında herkesi yargı kararını saygı ile karşılamaya davet ediyorum. Lütfen gölge etmeyin. Bırakın halkıma, Ahıskalılara hizmet edeyim…

    Ayfer Aksu

Yorumlar

4 yorum
  • Remzi Ataman
    Remzi Ataman Ayfer Aksu denen şahsiyet, hangi yüzle, utanmadan bu yazıyı kaleme alabiliyor, aklım almıyor. Demek ki bir insan bu kadar utanmaz olabiliyor.

    Sevgili Ahıska Türkleri internet sitesi okuyucuları; sizlere kendimi ayrıca tanıtmayacağım. Beni...  dahafazla
    6 Haziran 2012
  • Remzi Ataman
    Remzi Ataman Ayfer ve eşi Nurettin; DATÜB’ün düşündüğü gibi “Nitelikli Dolandırıcılık” ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunulmayı hak etmişlerdir.

    Konu mutlaka incelenmelidir. Bu şahısların ne gibi beklentilerle DATÜB işine...  dahafazla
    6 Haziran 2012
  • Remzi Ataman
    Remzi Ataman Şimdi Ayfer hanım, bir manevra yaparak bu yazıyı kaleme almış. Sözde özür dileyerek yeniden çalışmalara katılmayı hesaplıyor.

    Arada Zeyaettin Gassanov’dan da övgüyle bahsederek sözde sıcak mesajlar göndermeye çalışıyor. Sakın...  dahafazla
    6 Haziran 2012
  • Remzi Ataman
    Remzi Ataman Herşeyi açıklamaya hazırım. Doğru söylemiyorsam buradan cevap versin, veya yetkili bütün Ahıska Türklerinin önünde karşıma çıksın ve anlatayım.

    Remzi ATAMAN
    6 Haziran 2012

Köşe Yazısı

Ahıska ve Ahıska Türkleri ile ilgili siz de makale yazın, yayınlayalım.
Yeni Makale Yaz