Vatan Yolunda 68 Yıl

  • Oğuzlarla birlikte 481 yılında başlayan ve 1068 yılında Selçuklularla devam eden, 1267 yılında Atabek yurdu daha 1578 tarihinde de Osmanlı İmparatorluğu’na himayesine geçen Ahıska ve bölgesinde sorunsuz bir şekilde yaşayan Türkler 1828 tarihinde Rusların işgaliyle baskı, zulüm ve çileli hayata başlamıştır. Ahıska, 1829 ve 1877 yılları arasında Osmanlı Rus arasında defalarca el değiştirmiştir. Halk arasında 93 harbi diye adlandırılan 1877-1878 Osmanlı Rus savaşları sonucunda Edirne antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu Ahıska, Batum, Ardahan, Kars ve Artvin’i savaş tazminatı olarak, Ruslara bırakmıştır. 1877 yılından 1917 yılına kadar 40 yıl boyunca Rusların baskıcı yönetimine geçen Ahıska 1917 Ekim devrimi ile Rus askerlerinin çekilmesiyle de Gürcülere terk edilmiştir. 21 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova antlaşmasına göre talihsiz bir şekilde Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska kısa süre sonra yeni kurulan Sovyetler Birliği rejimine dahil olarak Gürcistan ile birlikte Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) katılmış oldu. 
    1828 yılında çarlık Rusya’sı ile başlayan baskıcı rejim önce Gürcistan ve daha sonra Sovyetler rejiminde devam etmiştir. Toplumun ileri gelenleri çeşitli bahanelerle ya içeri atılmış ya da Sibirya’ya sürülmüşlerdir. İkinci Dünya savaşı öncesi Ahıska Türkleri’nin üzerindeki sindirme politikası uygulanarak baskı artırılırken, inanılmaz zulümler yaşatılmıştır. 
    Bu tarihe kadar Ahıska Türklerini Askere dahi almayan Sovyetler rejimi 40 bin kadar Ahıska Türkünü Cepheye götürmüş Sovyetler için Almanlarla karşı savaştırırken geride kalan yaşlı ve kadınları tren yolu inşaatında çalıştırmıştır. 1944 yılının 14 Kasımı 15 Kasıma bağlayan gecede birkaç saat içinde asker nezaretinde halkı köy meydanlarında toplamışlardır. Savaşın sonu gelmiş bir taraftan barış antlaşmaları imzalanırken diğer taraftan Türk asıllı Kafkas halkları gibi Ahıska Türklerini de güvenli bir bölgeye götüreceğiz bahanesiyle yurtlarından silah zoruyla kopararak Orta Asya steplerine sürgüne göndermişlerdir. Hiçbir gerekçe göstermeden sırf Türk oldukları için asırlardır yaşadıkları Atayurtları olan Ahıska ve köylerini silah zoruyla boşaltıp, geride malını mülkünü bıraktırarak Tiflis’ten gelen ilk trene takılan hayvan vagonları ile 86 bin Ahıska Türkünü Orta Asya steplerine sürülmüşlerdir. Resmi kayıtlara göre 86 bin bölgeden 40 bin kadar da askerdekiler olmak üzere toplamda 126 bin Ahıska Türkünü sürmüşlerdir. 2700 yıllık Türk yurdu bir anda boşaltılmış ve daha sonra bölgeye getirilen Gürcü ve Ermenilere adeta hediye edilmiştir. 
    Kış ortasında bir buçuk ay süren tren yolcuğu sonucunda 17 bin Ahıska Türkü soğuktan ve çeşitli hastalıklardan hayatını kaybetmiştir. Askere götürülen 40 bin Ahıska gencinden yaklaşık 20 bini ancak geri dönebilmiştir. Bu sürgün ve savaş toplamda 37 bin Ahıska Türkünün canına mal olmuştur.
    Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’a sürülen Ahıska Türkleri 1957 yılına kadar trajedi yaşamaya devam etmişlerdir. Açlık ve sefalete mahkum edilmiş Ahıska Türkleri bir köyden diğer bir köye gitmeleri yasaklanırken parçalanmış olan aileler uzun süre birbirlerini bulamamış, birbirlerinden habersiz yaşamışlardır. 31 Ekim 1956'da Yüksek Sovyet, gizli polis teşkilâtının kontrolünde devam eden sıkı rejim şartlarını kaldırdı. Fakat yurda dönüş izni vermedi. Ellerinden alınan malları da iade edilmedi.
    Ahıska Türklerinin temsilcileri, 1957'de Moskova'ya gelerek vatana dönmek için ilk müracaatlarını yaptılar. Kendilerine, "Siz Azerisiniz! O halde Azerbaycan'a dönebilirsiniz..." diye cevap verildi. Azerbaycan’a gelen Ahıska Türkleri Vatana yakın olmak, bir gün kapılar açılırsa da vatana dönme umudu ile bu ülkeye yerleşmişlerdir. Mugan çölünde kurdukları köy ve kasabalara da Ahıska’daki köy ve kasabalarının isimlerini vermişlerdir. Çöl ve bataklıkları tıpkı Ahıska’daki gibi yeşillik ve güllük gülistanlık yapmışlardır.
    1957 ve 1966 yıllarında örgütlenerek başlattıkları vatana dönüş mücadelesi halen devam etmektedir.
    1989 yılında Fergana faciası ile ikinci bir sürgün yaşayan Ahıska Türkleri Sovyet coğrafyasında inanılmaz acılar çekmişlerdir. Rusya Federasyon’u içinde Rostov ve Özellikle de Krasnodar bölgelerinde uzun yıllar kimliksiz yaşam mücadelesi vermişlerdir. 2004 yılında türlü oyunlarla 16 bin civarında Ahıska Türkü Amerika’ya göç ettirilmiştir. Aslında bu Ahıska Türkleri’nin 1944 yılından sonraki 3. Sürgünü olmuştur.
    Birçok ülkeye dağılmış bir şekilde yaşayan Ahıska Türkleri 10 ayrı ülkede kendi Sivil Toplum örgütlerini kurarak mücadele verirken 2010 yılında merkezi Ankara’da olan Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) çatısı altında birleşmişlerdir.
     1999 yılında Gürcistan Avrupa Konseyi’ne tam üyeliği kabul edilmiştir. Ancak azınlıkların haklarının iadesi ve Ahıska Türkleri’nin vatanlarına dönmesini taahhüt etmesiyle de konu Ululararası arenaya taşınmış oldu. Bu tarihten başlamak üzere 10 yıl zarfında vatanlarına dönmelerini sağlamayı taahhüt eden Gürcistan her zamanki oyalama taktiğini sürdürerek çeşitli bahanelerle bu süreci günümüze kadar uzatmayı başarmıştır.
    Başlıca kuruluş amacı Vatana dönüşü sağlamak olan DATÜB kuruluşundan sonra başlattığı mücadelesini Avrupa Konseyi nezdinde sürdürmektedir. 
    Gürcistan çıkardığı 2007 kanununa göre 2008 yılında toplamaya başladığı müracaatları ise Gürcistan-Rusya savaşı bahanesiyle 6 şar ay uzatarak 2009 sonunda durdurdu. Bu müracaatların İngilizce ve Gürcüce olan 5 841’ni kabul ederken yaklaşık 7 500 adet dosyayı da tarihi geçti gerekçesiyle kabul etmedi. Daha sonra DATÜB’ün girişimleri ile Rusça olarak verilmiş olan yaklaşık 2 bin kadar dosyayı da kabul edeceğini Avrupa Konseyi ve DATÜB yönetimine bildirdi. Bu dosyaların her biri bir aile demektir. Dolayısıyla da ilk etapta vatana dönmek isteyen 30-35 bin nüfus olarak tahmin edilmektedir.
    2007’den sonra Ahıska Türkleri ile iletişimini kesen Gürcistan yetkilileri DATÜB’ün Avrupa Konseyi nezdindeki çalışmaları sonucunda Tiflis’te masaya oturarak heyetler halinde görüşmelerde bulunulmuştur. Bu görüşmeler sonucunda süreç hızlandırılmış ve evrakları tamam olanlara erkenden Yurda Dönüş Statüleri verilmeye başlanmıştır. 
    2011 yılı sonuna gelindiğinde tüm dosyalar incelenerek statülerin verilmesi öngörülürken birden yine karşımıza bilinmeyen gizli eller çıkarak süreci yavaşlatmıştır. 
    Örneğin beş kişilik bir ailede 4’üne Yurda Dönüş Statüsü verilirken sadece birisine evrakları eksik bahanesiyle statü verilmemiştir. Ailenin de bir ferdini bırakarak vatana dönemeyeceğine göre süreç kendiliğinden ve her zaman olduğu gibi yaratılan belirsizlikten dolayı yine tıkanmıştır. Buna geçtiğimiz 1 Ekim 2012 tarihinde Gürcistan parlamento seçimleri bahane gösterilmiştir. Yeni kurulan Hükümet ise bu konuya henüz el atmamıştır.
    DATÜB olarak yazılı müracaatlarımız olmuştur. Yeni başbakan ve ilgili bakanlar ile randevu talebinde bulunduk. En kısa süre içinde taleplerimize Gürcistan kanadından beklediğimiz yanıt gelmediği takdirde 2013 yılı boyunca konuyu Avrupa Konseyi’ne götürerek Gürcistan üzerinde gerekli baskıyı kurmayı amaçlamaktayız.
    Buna paralel olarak Azerbaycan’da müracaat sahiplerinin eksik evrakları için gönderilen dosyalardaki eksikliklerin tamamlanarak içeri verilmesi için DATÜB ve üyemiz olan Azerbaycan Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti ile ortaklaşa çalışmalar yürütmekteyiz. 
    68 yıllık vatana dönüş mücadelesi DATÜB ile birlikte devam etmektedir. Artık yaşlılarımız bu süreçte yorulmuş, vatana dönüp yaşamlarında kalan sürelerini de ata yurtlarında geçirmeyi istemektedirler. 

    Burhan ÖZKOŞAR
    DATÜB Genel Başkan Yardımcısı
    ve Avrupa Temsilcisi

    Kaynak: DATÜB

Yorumlar

0 yorum

Köşe Yazısı

Ahıska ve Ahıska Türkleri ile ilgili siz de makale yazın, yayınlayalım.
Yeni Makale Yaz